Medeni Kanun madde 166/3 şartları yerine geldiği takdirde hakim boşanma kararı ile birlikte tarafların üzerinde anlaştığı yan sonuçların tümü üzerinde de bir nihai karar verecektir. İş bu karar yenilik doğuran bir karar olacak olup, inşai niteliktedir. Her ne kadar boşanmanın fer’ilerine ilişkin nafaka, maddi, manevi tazminat, velayet konuları edim yükleyici etkiye haiz ise de eda hükmü ya da tespit mahiyetinde değillerdir. Boşanma ve ferilerine yönelik ilam hükmü inşai hüküm mahiyetindedir. HMK’ya göre bir inşai hakkın dava yolu ile kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda inşai dava açılır( HMK.108/2) Örneğin boşanma ancak hakim kararı ile mümkündür ve boşanmak isteyen kişinin dava açması bir yasal zorunluluktur. Boşanma davası kararı bir inşai hükümdür ve bu kararla yeni bir hukuki durum yaratılacak, mevcut durum değiştirilecek yahut sonlandırılacaktır. Boşanma kararı da tarafların ortak talebi ile mahkeme tarafından verilecek ve kararın kesinleşmesi ile tarafların hukuki ve kişisel durumlarında değişiklik yaratacaktır.( HUMK.m.43/son)

Her ne kadar anlaşmalı boşanma kararı, çekişmesiz yargı kararı olacak ise de kendiliğinden yenilik doğuran bir etki yaratacak ve kararın kesinleşmesi ile eşlerin boşanması sonucunu doğuracaktır. Hüküm geriye yürümez, geçmişe şamil değildir. Karar geleceğe etkilidir. İlamın kesinleşmesi ile eşlerin sosyal ve hukuki statüleri de değişir, birbirlerine olan görev ve sorumlulukları da biter, sadakat ve yardımlaşma yükümlülükleri de sona erer.

Mahkeme, davanın kabulüne karar verdiğinde kabul, kesin bir hükmün hukuksal sonuçlarını doğuracaktır. Ancak boşanma davalarında tarafların kabulü tek başına yeterli olmayıp bunun bir mahkeme ilamına bağlanması yani hakimin tarafların iradesine iştiraki gerekmektedir. Öncesinde de bahsettiğimiz üzere hakimin tarafların yaptıkları anlaşma ve ferilerini uygun bulması yahut değişiklik önererek hükme bağlaması sonucu kabul kararı ile anlaşmalı boşanma gerçekleşecektir. Tarafların anlaşması hakim tarafından ilam niteliğine haiz kılınacak ve nihai hüküm oluşturacaktır.

Kabul hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir ve tek taraflı irade açıklaması ile gerçekleşir ve mahkemenin rızasına lüzum yoktur.

Bahsettiğimiz üzere mahkeme, davanın kabulüne karar verdiğinde inşai hüküm doğuracak, şayet reddine karar verirse de tespit niteliğini haiz olacaktır.

Medeni Usul Hukuku sistemimizde davaların sınıflandırılması, istenilen hukuki himayenin türüne göre belirlenir. Şöyle ki, boşanma davasında, boşanma kararı yasadaki belirli şartların dahilinde evlilik ilişkisini sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir karardır, aynı zamanda boşanma davası ile birlikte talep olunan boşanmanın fer’ilerinin de karara bağlanması isteğini kapsayan inşai bir dava türüdür.

Boşanma hükmünün, eda hükmü, tespit hükmü ve inşai hüküm nitelikleri vardır.Açıklarsak; boşanma davasının kabulü bir eda hükmündedir. Eda davasında bir şeyin yapılması yahut yapılmaması,tespit davasında bir şeyin, hukuki ilişkinin varlığının tespiti yapılmakta ve inşai davada da yeni bir hukuki durum kurulmakta yahut mevcut durum değiştirilmektedir.Boşanma kararı esastan reddolursa, bu karar bir tespit hükmü niteliğinde olacaktır. Bu hükümler ile iddia edilen inşai hakkınmevcut olmadığı tespit olunacaktır, şöyle ki, zinaya dayalı boşanma hakkının mevcut olmadığı tespit edilmiş olacaktır. Dava reddedilirse bu hüküm irade açıklamasının doğru olmadığının tespitine ilişkin bir tespit hükmü olacaktır.

Şayet yargılama safahatinde dava konusuz kalırsa da davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığıkararı verilecektir. Davanın esası hakkında hüküm verilmesi mümkün değildir ve burada verilmesi gereken karar boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığı kararıdır.Bu durum yargılama safahatinde taraflardan birinin ölmesi durumundaortaya çıkmakta olup, yine tespit hükmü niteliğindedir. Ölüm nedeni ile boşanma hakkının ortadan kalktığı için tespit niteliğini taşır.Bu safhadan sonra taraflar eğer karar ilişkin itirazları varsa kanun yolu açık olarak tesis olunan hüküm aleyhine üst derece mahkemelerine başvurularını yapabilirler.

Ancak belirtilmelidir ki, anlaşmalı boşanmada tarafların iradelerine dayanan boşanma kabulü, irade beyanının yanılma sebeplerinden birine dayalı olarak sakatlandığı ispatlanırsa yahut kararın emredici hukuk hükümlerine, ahlaka,adaba, sözleşme şartlarına aykırılık halleri saptanırsa kararınbozulması yoluna gidilebilir.

İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin aldatması (hilesi) sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz ( 818 s.EBK m.28; TBK m.36 ). Dolayısı ile bu durumun ispatı halinde anlaşmalı boşanma kararı bozma sebebi yapılacağı sarihtir.

Aksi halde irade beyanından dönülemez. Eğer bahsi geçen hususlar varsa hüküm kesinleşinceye kadar irade beyanında dönmeyi engelleyecek yasal bir engel bulunmamaktadır.

Her ne kadar taraflar anlaşmalı olarak boşandılarsa da temyiz aşamasında anlaşmalı boşanmadan dönmek mümkündür. Taraflar, boşanma kararından sonra tarafların eğer haklı sebepleri mevcut ise anlaşmaya veya boşanma kararına dayanarak sözleşmeyle alakalı iptal ve değişiklik taleplerinde bulunabileceklerdir. Şöyle ki; taraflar öncesinde üzerinde anlaşma sağladıkları protokolden sonradan vazgeçebilirler ve hakimden anlaşmanın onaylanmamasını isteyebilirler. Bu durumda zaten anlaşmalı boşanma koşulları oluşmadığından anlaşmalı boşanma yolu ortadan kalkmış olacaktır.

Tarafların üzerinde anlaşma sağladıkları protokol hakim onayından önce özel hukuk sözleşmesi niteliğinde iken hakim onayından sonra boşanma ilamının bir parçası olarak nihai hükmü oluşturur. Bu safhadan sonra artık taraflar karara itirazları varsa temyiz yoluna giderler.

***Yüksek Lisans Tezinden alınmıştır: Zeynep YARGIÇ. “Türk Hukuku‘nda Anlaşmalı Boşanma Davası Ve Hukukı̇ Sonuçları” Yüksek Lı̇sans Tezı̇-1600007208, İstanbul Kültür Ünı̇versı̇tesı̇ Lı̇sansüstü Eğı̇tı̇m Enstı̇tüsü,  Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Nihal URAL, Mayıs 2020

#

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir